Matematik Korkusu
Daha okul öncesinde çocuklar toplumdaki yaygın matematik korkusunun verdiği ön yargıyla özgüven eksikliğine düşmektedirler. Matematik korkusu, farklı düşünebilmek korkusuna dönüşmekte ve sorgulama, çözüm üretebilme yetisinin gelişmemesine neden olmaktadır. Yaşadığımız uygarlığın, bir insanlık sorunu haline gelen matematik korkusunu aşması gerekir. Bunun için de öncelikle matematik korkusunu yaratan nedenlerin saptanması ve irdelenmesi şarttır. Bu saptamalar için de geçmişe kayıtsız kalamayız.
O halde matematik korkusunda bir tarihsel süreç ve bu sürecin günümüze kadar gelen etkileri var mı? Eski çağlardan beri matematikten anlaşılanın zihinsel bir çıkarım, soyut düşünsel uğraşı olduğu ve sadece filozoflara yaraşır yanılgısı, geniş halk kitleleri üzerinde bir matematik çekincesi yaratmıştır. Bu çekince de zamanla korkuya dönüşmüştür. Böylece kendilerini, matematiğin konusu ve düşünme yöntemleri hakkında geliştiremeyen insanlar, matematiği dar bir entelektüel çevrenin uğraşısı olmaya terk etmişlerdir. Bunun sonucu olarak da herkesin matematiği yapamayacağı kanısı yaygınlaşmıştır.

Tarihsel süreçte matematiğin her kesim tarafından başarılabileceğini savunan Zeno’nun çabaları bile filozof olmayan halk kitlelerinin matematikle uğraşmasını sağlayamamıştır. İhtiyaçtan doğan matematik dönemi diye bilinen Babil ve eski Mısır’da hesaplamalar az sayıda kişilerin elinde olduğu için mi matematik halktan uzak kalmıştır? Onu izleyen Antik Çağ’da soyut entelektüel uğraşı haline gelen sistematik ve aksiyomatik çalışılan matematik, bu defa tarikat gibi içe dönük çalışma gruplarının elinde kaldığı için mi geniş halk topluluklarından uzak kalmıştır? Yoksa Platoncuların akademi girişine “Matematik bilmeyen giremez”düşüncesi mi matematiği geniş halk kitlelerinden uzaklaştırmıştır? Bilemeyiz, ama Platoncuların bu giriş yazısı matematiğe verilen bir önemdir. Pisagorcuların içe dönük çalışmalarının bilimsel bir çalışma biçimi olduğu da bilinen bir gerçektir. Ancak, tarihsel sürecin matematiğin halk kitlelerine yaygınlaşmamasında dolaylı etken olduğu yadsınamaz. Bu durum kuşkusuz matematik korkusuna tek neden de olamaz ancak geleneksel hatta kalıtsal bir neden sayılabilir.
Geçmişten günümüze matematiğin ders olarak sunuluş biçimi, sorgulama, çözüm getirme ve bir ilişkiyi doğrulayan genellemeye götürme yerine, hazır bulguları formülleri, kuralları uygulama olmuştur. Bunun bir yansıması olan matematik ders kitapları ve dersin sunuluş biçimi, öğrencinin problem çözme davranışlarını geliştirmek değil,tek tek problem çözümünü belletmeye yönelik bir ezberleme yöntemi niteliğinde gelişmiştir. Matematik ders kitapları, öğrencinin kendisinin öğrenmesini esas alan, problem çözme davranışlarını geliştirmeye yönelik bir sistematiğe kavuşturulmalıdır. O zaman matematik öğretimi tutsaklık kültürü görünümünden çıkar, olması gereken özgürlük kültürüne dönüşür. Çünkü Matematik tutsaklık değil, özgürlük kültürüdür.
Mat.Öğrt.Gör.Selahattin Özdoğan
“Her hakkı saklıdır”